TR - EN

Image

Beyin Ölümü Nedir?

Beyin ölümü, beyin ve beyin sapı fonksiyonlarının geri dönüşümsüz olarak kaybıdır. Beyin ölümünün aksine, bitkisel hayatta ise beyin sapı fonksiyonları mevcuttur.

Beyin ölümü, genellikle travma ya da damarsal (kanama, emboli gibi) bir sebeple oluşan beyin ödemi, hipoksi sonucunda beyinde nekroz (beyin dokusunun kanlanamadığı için canlılığını yitirmesi) gelişmesiyle oluşur. Görüntüleme yöntemleri ile (Doppler ultrasonografi, BT anjiografi gibi) beyinde kan dolaşımının olmadığı gösterilir.

Beyin ölümü tanısı almış kişiler tıbben ölü olarak kabul edilir ve bu kişilerin hayata dönmesi mümkün değildir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen yaklaşık 72 saat içerisinde diğer hayati organlar da fonksiyonlarını kaybederler.

Beyin ölümü tanısı konmadan kadavradan organ nakli yapılamaz. Bu tanı, biri Nörolog ya da Beyin Cerrahı ve diğeri Anestezi ya da Yoğun Bakım Uzmanı olmak üzere iki hekim tarafından konur.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde beyin ölümü bildirim oranı milyon nüfus başına 10-30 arasında iken, maalesef ülkemizde bu oran 2,5-3 arasındadır.

Türkiye’de her yıl ortalama 1500-1800 civarında beyin ölümü bildirimi yapılmakta ve vefat eden bu vatandaşlarımızın ancak %25’inin organları aileleri tarafından bağışlanmaktadır. Düşük bağış oranı nedeniyle ülkemizde Batılı ülkelere kıyasla yalnızca %20 oranında kadavra vericiden nakil yapılmaktadır.

Halbuki kadavra vericilerin tamamının organları bağışlansa, yılda yaklaşık 1200 karaciğer ve 2400 böbrek nakli daha yapılabilir ve bu organlar toprak olmak yerine bekleme listelerindeki hastalara ulaştırılabilir.

Ülkemizde yılda ortalama 3000-3500 böbrek nakli ve 1000-1500 karaciğer nakli yapıldığı düşünülürse, heba edilen organların miktarı daha da dramatik bir tabloyu gözler önüne sermektedir.